
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu
|
| | | Yazar | Mesaj |
|---|
Marsdén Lexie Millér Hogwarts Müdiresi & Admin


Mesaj Sayısı: 1972 Yaş: 16 Nerden: ist. Savaşta Hangi Taraftasın ?: Tarafsız Asa: Çığlığın Derin Sesi Kan Durumu: Safkan Özel Yetenek: Metamorfmagus Patronus: Unicorn^ Kayıt tarihi: 11/04/08
Büyücü Özellikleri
Galleon: 1000
 | Konu: Profesör Alımları Çarş. Tem. 15, 2009 4:06 pm | |
| Profesör olmak için alttaki formu doldurunuz.
Ad: Soyad: Örnek Rp: İstediğiniz Ders:
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma ~ Biçim Değiştirme ~ İksir ~ Tılsım-Muska ~ Sihir Tarihi ~ Muggle Araştırmaları ~ Astronomi ~ Kehanet ~ Aritmansi ~ Bitkibilim ~ Sihirli Yaratıkların Bakımı ~ Uçuş ~ |
|  | | Dakota J. Petrus Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü


Mesaj Sayısı: 95 Yaş: 14 Nerden: HERYERDEN Savaşta Hangi Taraftasın ?: ZÜMRÜDÜANKA YOLDAŞLIĞI Rp Sevgilisi: YOK XD Asa: Yer Yüzünün Efendisi Evcil Hayvan: Husky,Daisy Kan Durumu: SAFKAN Özel Yetenek: metamorfmagus Patronus: Kan Kelebeği Kayıt tarihi: 08/08/09
Büyücü Özellikleri
Galleon: 1000
 | Konu: Geri: Profesör Alımları C.tesi Ağus. 08, 2009 6:12 pm | |
| Ad:Ashley Soyad:BensonÖrnek Rp:Uyanmıştı. Yatakta hareketsizce durmuş çarşafı sıkıyordu. Doğanın dengesine inat kımıldamak istemiyordu. Eylemsizlik ilkesine direnebilir miydi daha fazla? Sanki doğrulduğu anda, hayatın sonunda karşılaşılan kaçınılmaz gerçeğin tam tersi olacak; bedeni kalkacak ve ruhu yatakta kalacaktı. Usulca gevşetti yumruklarını. Çarşafa geçmiş tırnaklarından kan çekilmiş, parmak uçları yatağın örtüsü gibi beyazlaşmıştı. Nefes almayı unutmuş gibi aceleyle derin bir nefes çekti içine. Tutmaya başlamasının sebebi neydi bilmiyordu. Kendi kendine söyleyecek söz arıyordu şimdi. İkna yeteneğinden fersah fersah uzaktaydı. Derin nefesler Hufflepuff’lı cadıyı neye hazırlıyordu bilmiyordu; ancak tek kanıksadığı gerçek, dersliğe gitmemek için elinden geleni yapmaya hazır olan bir psikolojik kalkan oluşturduğuydu. Düşüncelerinin bile içinden geçemeyeceği kadar sıkı ve güçlü bir kalkan… Biri ona büyü yapmış gibi bedenini kontrol edemeyerek yataktan doğrulduğunda, tıpkı diğerleri de kendisi gibi hazırlanıyorlardı. Zavallı bedenlerin hayata ayak uydurmuş hallerine acımamak elinde değildi. Monotonluk yüzünden sadece uyumak ve ağlamak isteyen bir bebeğe dönüşmüştü sanki. Aklı söylenenleri algılamakta gecikiyor, kırık kalbi ise geçmişin etkisiyle daha yavaş çarpıyordu.
Güçlükle hareket ettirdiği dolabın kapağının savruluşu, aslında sandığı gibi her şeyin yavaş ilerlemediğini gösteriyordu. Kendine hakim olmak konusunda, fırtınadaki bir gemi kadar yetenekli olabilen genç cadının yüzünde geçici kırışıklıklar belirdi. Mimiklere bağlı ve rahatsız edici bu büzülmelerin sebebinin, güneşin pencereden içeri habersizce giren ulakları olduğunu anladığında biraz olsun sandığı kadar karanlık bir dünyaya uyanmamış olduğuna sevindi. Pencereden çektiği bakışlarını yeniden parfümü üzerine sinmiş kıyafetlerine çevirdiğinde, içlerinden en ince olan cüppeyi askısından indirmek üzere ellerini uzattı. İnce tenine değen keten ve kaşmir karışımı el yapımı cüppenin üzerindeki Hufflepuff armasının ışıldayışına sıkıntıyla baktı. Hızlı bir hareketle yatağının üzerine attığı cüppeye bakmadan elini ve yüzünü kabuslarından temizlemek için lavaboya doğru ilerledi. Kımıldanmalar artıyordu Hufflepuff kızlar yatakhanesinde. Kendisi gibi, Karanlık Sanatlar profesörünün Edward olduğunu bilenler mutlu oluyorlardı. Çünkü o bir Hufflepuff mezunuydu. Ancak Paula’nın şimdiye kadar gördüğü Hufflepufflarla alakası bile yoktu. Kendi kişiliği ile onunkini kıyasladığında, Seçmen Şapka’yı yanıltacak kadar güçlü bir büyü ile gönderilmiş bir casus olduğunu düşünmüştü küçüklüğünde. Birinci sınıf olmanın verdiği acemilikle çoğu insanı yanlış değerlendirip ardından sağlam dostluklar kuran kumral cadı, aynı zamanda sınıf başkanlığı yaptığı Edward’la bir türlü aradığı kontağı yakalayamamıştı.
Düşünceleri, Hogwarts’ın sınırları içerisinde, binlerce değişik yaratığın, görülen ya da görülemeyen, hissedilen ya da hissetmek için bile yeterli vakit veremeyecek kadar ölümcül olan diğer varlıkların olduğu Yasak Orman’da; İhtiyaç odasının şöminesinden gelen sıcaklığın, hararet dolu yüze yansıyışında gezindi. ‘’ Hatıralar. ‘’ Ağzından çıkan tek kelimelik cümlenin hırıltısı, yatakhanedeki en sessiz anı bulmuştu. Yanı başında uyuyan binadaşlarından birinini sorgulayan sesini tek cümleyle geçiştirdi. ‘’ Yok bir şey. ‘’ Çoktan elini ve yüzünü soğuk su ile ferahlatmış olan Lilith, geç kalmak için özellikle yapıyormuş gibi yavaş yavaş giyindi. Kollarını içine soktuğu gömleğin soğuk kumaşı tenine her değişinde tüyleri diken diken oluyordu. Ancak korkularının etkisi yanında, bir karıncanın aslanla savaşması kadar komik görünüyordu. Saniyelik titreme nöbetlerinden birini ustaca geçiştirdi derin bir nefesle yamayarak ve ardından, asasını cüppesinin bu amaç için dikilmiş cebine yerleştirip, sarı siyah dekore edilmiş, her zamanki sabah hareketliliğini yaşayan Hufflepuff Kızlar Yatakhanesi’nden çıktı.
Tahta kapının üzerinde, ardında bambaşka bir dünya varmış gibi bir izlenim yaratan portrenin gündüz selamını kibarca yanıtladı. Ne yazık ki portre, Paula’nın çok da kibar olmadığını düşünüyor olmalıydı. Kızın başını bile kaldırmadan selam veren halini yadırgamış olacak ki, merdivenlere yönelen Hufflepuff’lı cadı hakkında söyleniyordu. ‘’ Oh Helga, kemiklerin sızlıyor olmalı. ‘’ Tek kaşını kaldırıp ağız bükerek omuz silkti kumral cadı. Basamaklarda hızla ilerliyordu. Bir şeyler yemeye niyeti yoktu. Zaten iştahı da kapalı olduğundan erken yetişeceği dersliğe, Edward’ın da erken gelmemesini umuyordu. Nihayet merdivenlerden sonuncusunu da, dizinin üzerindeki kaslardan bir bölümünün ağrıdığını hissederek çıktığında dersliğe gelmişti. Aşağıya bakan gözlerini kaldırıp açık kapıda sabitledi. İçeride birkaç kişinin sesi duyuluyordu. Yorgunluğu iki katın yüksekliğinden değil, içerde onu bekleyen sürprizlerin tanıdıklığındandı. Dersliğin kapısından içeri girdiğinde Hogwarts’a ait taş duvarların kokusu da, binadaşlarının tanıdık yüzü de onu rahatlatmadı. Girişinin ardından anlaşmış gibi rüzgarlarıyla birlikte içeri doluşan beşinci, altıncı ve yedinci sınıf, her binadan öğrencinin gürültüsü kesildiğinde, o bilindik sesin tokluğu ve cezp edici tınısı kulakları doldurmaya başlamıştı.
Havada beliren sapasağlam ellere, Edward’ın sesini yeniden duyana dek anlam veremedi. Ancak açıklama yapmada gecikmeyen Karanlık Sanatlar profesörü, ellerin işkence için kullanılan bir büyü ile, derilerinin parçalanmasını sağlamalarını istiyordu. Dersin müfredatına mı yoksa büyücünün mizacına mı bilinmez, Paula’nın gözleri anlayışla devrildi. Önünde havada sallanıp duran ele bakıp, iğrendiğini hissetti. Deri parçalandığında içerisinden kan da çıkacak mıydı peki?! Sorgulamadan profesörü aradı sınıfta gözleri. Herkese kendini kanıtlamak için duruşundaki kibri bile aynen saklamıştı. Eski binadaşı, taze profesör Ryan…Onunla ilgili içinden söyledikleri bile garip gelirken, profesör edasıyla duruşuna nasıl alışabilecekti. Alışmasından ziyade korkuları daha ağır bastığından, çekinerek nasıl başarılı olabilecekti. Yalnızca önünde parçalaması gereken, bileğinden kesik gibi duran garip organa dikti gözlerini. Asasını ince parmakları arasına aldı. Ve kelimelerin işkenceye dönüştüğü kırmızı ışığı takip etti gözleri. ‘’ Sectumsempra! ‘’İstediğiniz Ders: Karanlık Sanatlara Karşı Savunma |
|  | | Marsdén Lexie Millér Hogwarts Müdiresi & Admin


Mesaj Sayısı: 1972 Yaş: 16 Nerden: ist. Savaşta Hangi Taraftasın ?: Tarafsız Asa: Çığlığın Derin Sesi Kan Durumu: Safkan Özel Yetenek: Metamorfmagus Patronus: Unicorn^ Kayıt tarihi: 11/04/08
Büyücü Özellikleri
Galleon: 1000
 | Konu: Geri: Profesör Alımları C.tesi Ağus. 08, 2009 6:24 pm | |
| |
|  | | Jack Sky Muggle


Mesaj Sayısı: 10 Yaş: 15 Nerden: Antalya Savaşta Hangi Taraftasın ?: Zümrüdüanka Yoldaşlığı Rp Sevgilisi: Hayır...xD Asa: Çobanpüskülü Evcil Hayvan: Köpeğim - Danny Kan Durumu: Melez Özel Yetenek: Animagus = Kaplan Patronus: Ejderha Kayıt tarihi: 12/08/09
Büyücü Özellikleri
Galleon: 1000
 | Konu: n Perş. Ağus. 13, 2009 3:53 pm | |
| Ad:Jack Soyad:Sky Örnek Rp:Acıyordu göğsünden yediği expeliarmus büyüsü göğsünü çok acıtmıştı. Thomas Sky geldi ve ''Ölüm yiyenlerin yine saldırabiliceklerini ve bu sefer daha çok can alabilirler'' dedi. Godric Gryffindor acıyla ''o zaman savaşırız'' dedi. Godric ile Thomas Mısırda savaşmışlardı Mısırda savaşmak kolay değildi Godric Gryffindor'da bunu bilerek arkadaşı Salazar Slytherin'den yardım istedi ama olumlu yanıt gelmedi bu yüzden yandaşları ve Thomas Sky ile savaşıcaklardı. Ölüm Yiyenlere gelince ''Gryffindor ve arkadaşları şanslıydılar ama Josh Riddle'ın emriyle tekrar savaşıp onları öldürücez.'' dedi Josh Riddle geliyor efendim. Efendimiz üzgünüz ama- ''Aslında sevindim Gryffindor'u ben öldürücem ona acı çektiricem şimdi çekilin.'' dedi. ''Peki efendimiz.'' diyen Micheal Snape hemen çekildi. Yoldaşlıkta işler kötü gidiyordu. ''Godric Dilys Derwent adında biri seni görmek istiyor.'' dedi. ''Dilys Derwent'mi çabuk getirin.'' dedi Godric Gryffindor Godric hala eskisi gibi güçlü görünüyorsun.''Teşşekürler efendim siz iyimisiniz.'' ''Artık yaşlandım sana buraya Josh Riddle sizin yorgun olduğunuzu düşünüp saldıracak.'' dedi.'2Nerden biliyorsunuz,kehanet yeteneğinizimi kullandınız?'' ''Evet Godric.'' dedi ''Bu adam kim Godric?'' diye sordu Thomas. ''Çok önemli biri Thomas'' dedi Godric Savaş günü herkes hazır ölüm yiyenleri bekliyolardı ve siyah dumanlar gözüktü ve Godric avarakedavra büyüsünü yaptı.Ölüm yiyenler durur ve savaş başlar Godric'in arkadaşları ölür.Thomas arkasından yediği avarakedavra büyüsüyle ölür Josh Riddle Godric'in tüm arkadaşlarını öldürür ve ölüm yiyenlere gitme emri verir sadece Josh Riddle ve Godric Gryffindor yanlız kalır. ''Yanlız kaldık Godric senin öldürünce cesedini tüm sihir dünyasına göstericem.'' dedi Josh ''Kolaysa yap Josh Riddle.'' dedi ''Resmiyeti bırak Godric'' dedi.Josh Riddle Godric'in acısını hatırlaması için expeliarmus büyüsünü yaptı ama Godric akıllıydı kendi icadı olan büyü çekmeyi kullandı ve Josh Riddle'ın hiç beklemediği bir anda büyüyü geri çevidi Josh Riddle yere düştü ve kalkamadı.Godric Josh'un yanına gitti ve ''Sana acıyorum'' dedi ve avarakedavra büyüsü ile Josh'ı öldürdü ama Josh'ı dinlemeyen ve Josh'ın yardımcısı olan Micheal Snape Stupefy(Sersemlet) büyüsünü yaptı ve Godric'i yere düşürdü tam kadavra lanetini yapıcakken bir aslan geldi ve Micheal Snape'i öldürdü Godric bunu görünce arkadaşlarına planladığımız Hogwarts okulunun Gryffindor bölüğünün amblemi Aslan'dır dedi.
İstediğiniz Ders:Uçuş |
|  | | Marsdén Lexie Millér Hogwarts Müdiresi & Admin


Mesaj Sayısı: 1972 Yaş: 16 Nerden: ist. Savaşta Hangi Taraftasın ?: Tarafsız Asa: Çığlığın Derin Sesi Kan Durumu: Safkan Özel Yetenek: Metamorfmagus Patronus: Unicorn^ Kayıt tarihi: 11/04/08
Büyücü Özellikleri
Galleon: 1000
 | Konu: Geri: Profesör Alımları Perş. Ağus. 13, 2009 9:10 pm | |
| Rp'niz yetersiz. Onaylanmadı! |
|  | | Blair Amy Walker Muggle

Mesaj Sayısı: 2 Savaşta Hangi Taraftasın ?: Tarafsız, şimdilik... Rp Sevgilisi: aranıyor (= Asa: Maun Ağacı Evcil Hayvan: Hipogrif-Hero Kan Durumu: Safkan Kayıt tarihi: 14/09/09
 | Konu: Geri: Profesör Alımları Ptsi Eyl. 14, 2009 1:25 pm | |
| Ad: Blair Amy Soyad:Walker Örnek Rp: Etraf çok karanlıktı. Ilık bir rüzgar saçlarımı dalgalandırıyordu hafif hafif... Sokak bomboştu...sanırım. Gecenin bir vakti bu ıssız ve ürpertici yerde ne aradığımı bilmiyordum. Nasıl buraya geldiğimi de... Fakat bir şekilde kendimi buraya ait hissediyordum. Tuhaftı; ama sanki evimdeydim. En başından beri buradaydım ve bunu yeni farkediyordum... Gözlerim karanlığa alışınca etrafımın farkına varmaya başladım. Burası biraz eski bir yerdi. Apartmanlar bir hayli yıpranmıştı, içlerinden bazıları dokunsan yıkılacak haldeydi... "Biri görevlileri uyarmalı, kazaya yol açmadan temizlenmeli buralar." diye düşündüm...
... Hala yürüyordum. Rüzgar gittikçe soğuyordu. Tıpkı içimde yitip gitmeye başlayan umut gibi. Başlarda kaybolduğuma inanmak istemiyordum. Fakat şimdi, öyle olduğuna inanmaktan başla bir seçeneğim olmadığını fark ediyordum. Hiç bilmediğim, ıssız, soğuk bir yerde tek başımaydım... Korktuğumu itiraf etmeliyim. Fakat içimden bir ses bunun daha başlangıç olduğunu söylüyordu. Bu; sadece ısınma turuydu... Ve içimdeki ses bir kere daha haklı çıkmıştı; az ileride bir karartı gördüğüme yemin -ki genelde hiç yapmadığım bir şeydi- edebilirdim. Kaçmak için hazırlandığım sırada, içimde cesaretin kabardığını hissettim. Genel açıdan cesur bir kızdım ama ordan kaçmamak cesaretin değil; deliliğin göstergesi olurdu. İlerlemeye başladım, karartıya doğru. Sessiz olmaya çalışıyordum ama ayakkabılarım bu konuda hiç yardımcı olmuyordu. Onları çıkarmaya çalışırken biraz ses çıkarmış olmalıyım, ki karartı bana döndü. Bir insana benzemiyordu. Ya da bir hayvana... Çıkardığı sesler bunun en büyük kanıtıydı: "Bip bip biipp, bip bip biipp!" ...
Uyandım ve çalar saatimi kapattım... Son bir kaç gündür gördüğüm rüya, artık eskisi kadar şaşırtmıyordu beni. Sadece aklımda soru işaretleri bırakıyordu. En çok merak ettiğim şey, karartının ne olduğuydu. "Belki yeni bölümlerini de verirler rüyamın." diye düşündüm. İyice gerindim ve yataktan çıktım. Hep yaptığım gibi etrafıma göz gezdirip, odamda olduğumdan emin olduktan sonra, perdeyi çektim, penceremi açtım ve mis gibi lavanta kokulu havayı içime çektim... Bu koku gerçekten iyi geliyordu bana. Banyoya girene kadar moralim gayet iyiydi. "Ah Tanrım! Korkunç görünüyorum!" diye bir çığlık kopardım. Saçlarım darma duman olmuştu. Gözlerimin altı torba torbaydı. Gerçekten berbat haldeydim. "Bu halde nasıl okula giderim?!" diye söylendim. Hemen ılık bir duş aldım, dişlerimi fırçaladım ve bahçeye çıktım. Posta gelmiş olmalıydı. Ve o sırada kafama dank etti. "Lanet olsun! Bugün cumartesi, ve okul yok. Ne diye alarm kurdum sanki?" Dün arkadaşlarımla gittiğimiz kafede içkiyi fazla kaçırmış olmalıydım. Söylene söylene posta kutusuna bakmaya gittim. Ah lanet olsun! Ailemden ayrı yaşamamalıydım! Fatura, fatura, fatura ve bir de..." Garip bir zarf daha vardı. Üstünde sadece ismim yazıyordu. Sebebini bilmiyodum ama "Blair Amy Walker." diye okudum esrarengiz bir fısıltıyla. Zarfı açmak için çevirdim ve garip mühürü gördüm. Bir kuru kafanın yanında asaya benzer bir şey vardı. Ve bir de asanın ucundan çıkıyormuş gibi gözüken küçük yıldızlar. Gözlerimi devirdim ve "Ah, hadi ama... Böyle oyunlar için fazla büyüğüm!" dedim. Zarfı çöpe atmak için içeri girdim ama içimdeki ses okumamı söyledi. Ne kaybederdim ki? Deri, rahat ve pahalı okuma koltuğuma oturdum. Ayaklarımı küçük, kırmızı ve şirin -bi puf ne kadar şirin olabilirse o kadar- pufuma uzattım. Garipti ama heyecanlanmıştım. Zarfı açtım, içindeki kağıdı çıkardım. Ve aslında kağıtları dememin daha doğru olacağını farkettim. Üç tane kalın kağıt, ve bir tane de eski bir parşömen kağıdı vardı. Önce parşömeni aldım. Okumaya başladım. "Sayın Blair Amy Walker,
Bir süredir gördüğünüz rüyaların farkındayız. Bunun nedeni artık içinizdeki safkan cadının, yuvasına dnmek istemesidir. Siz buraya, Hogwarts Cadılık Ve Büyücülük Okulu'na aitsiniz. En kısa zamanda sizi aramızda görmek istiyoruz. Size gönderdiğimiz resimler sayesinde haklı olduğumuzu anlayacağınızı umuyoruz. Görüşmek üzere.
Not:Okul 1 Eylülde açılacaktır.
Hogwarts Büyücülük ve Cadılık Okulu Müdürü"Şaşkınlıktan bir karış açılmış ağzımı -ki açık olduğunu farketmem bayağı uzun sürdü- kapatmak için uğraşırken bir yandan da diğer kağıtları elime aldım. Neredeyse şok geçiriyordum. "Dalga mı geçiyorsunuz?!" Rüyamdan fırlamış resimlerdi bunlar! Ama nasıl mümkün olabilirdi? Biraz yakından bakınca karartının ben olduğumu farkettim. Ama karartıya bakan da bendim! Tanrım, aklımı kaçırıyor olmalıydım... "Biri gelip beni bu korkunç yerden götürsün!" diye bir çığlık attım. Ve kapı zilinin çalınmasıyla yerimden zıpladım...İstediğiniz Ders: Biçim Değiştirme |
|  | | Zoe D. Razel Gelecek Postası Editörü


Mesaj Sayısı: 20 Yaş: 15 Nerden: ? Savaşta Hangi Taraftasın ?: Karanlık Taraf Asa: Kara Kuyu Zindanı Evcil Hayvan: Snake Kan Durumu: safkan Özel Yetenek: Görücü Patronus: Panter Kayıt tarihi: 19/08/09
 | Konu: Geri: Profesör Alımları Perş. Eyl. 17, 2009 1:20 pm | |
| Kabul edildinz (sanırım rpn güzel ama admin de bir karar vermeli) _________________  |
|  | | Jeniffer Ellen Miller Muggle

Mesaj Sayısı: 2 Kayıt tarihi: 11/02/10
 | Konu: Geri: Profesör Alımları Perş. Şub. 11, 2010 8:06 pm | |
| Ad:Jeniffer Ellen Soyad: Miller Örnek Rp: ''Hayat bu kadar basit değil Jennifer. Zorluklar ve engeller her zaman karşına çıkacak. Hazırlıklı olmalısın! "
Büyükbabasının söylediği sözleri hayal meyal hatırlıyordu şimdi. Aslında gece uykudan uyanıp, rüyadan koptuğunda sözleri unutmamak için çaba göstermiş, uykuya yenik düşüp gözlerini kapadığında, aklında olan sözler kanatlanıp uçup gitmişti sanki. Ayrıca büyükbabasının neden rüyasına girdiğini de anlamıyordu. Rüyasına girmekle kalmamış, yaşadıklarını yansıtan bir dizi söz söylemişti ona. Yüzünün buruştuğunu hissederken, Reese’ in şen şakrak sesi eşliğinde düşüncelerinden sıyrıldı.
" Mektuplar var kızlar! "
Kimseden ona mektup gelmeyeceğini bildiği halde içine dolan heyecan ve mutluluk duygularının yüzüne yansıdığını biliyordu. Belki de Reese’ in kendine vereceği güzel haberler vardı. Onun tek tek isimleri söyleyip mektupları sahiplerine dağıtışını izledi. Son bir mektup kalınca tüm umutları kırılmıştı.
" Jennifer Eloise Parker’ a. "
Reese’ in yüzünde oluşan haylaz bir gülümseme Jennifer’ a da bulaşmış gibiydi. Ama tuhaf olan bi şey vardı. Ona kim mektup gönderebilirdi ki?Kalbinde bir isim yankılanıyordu şimdi: ‘Büyükbaba Peter’ Bir süre titreyen ellerindeki mektuba baktı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Aklından sonu gelmeyecek bir sürü soru oluşmuştu. Galiba soruları yok etmek için mektubu açması gerekiyordu. Yavaş hareketlerle sanki elindeki kağıttan şey kırılacakmış gibi mektubu okumaya girişti. Mektup kalbinde yankılana ismidoğruluyordu. Bu yazıyı nerde görse tanırdı.
* Jenny... Benim küçük renkli şekerim. Beni tanımış olmanı ve hala beni seviyor olduğunu umut ediyorum geçmişten gelecek bu satırları yazarken. Senin özel bir çocuk olduğunu doğduğun andan itibaren anladığımı söylesem yanlış olmayacak sanırım. İtiraf etmek gerekirse benim renkli şekerimin yüzüne söylemek isterdim şimdi yazacaklarım ama ne yazık ki Hogwarts’a başlarken yanında olamayacağımı seneler önce biliyordum. Anne babanın neden öldüğünü merak ediyorsundur şimdi. Sadece şunu bilmeni isterim ki muggle anne bana seni korumak için öldüler. Neyse bu acıklı satırları daha fazla uzatmak istemiyorum. Zeki ve fazlasıyla cesur bir kızsın. Benim gibi Gryffindor’da olduğunu tahmin ediyorum. Geçmişten sana seslenen bu adamın söyleyeceği son birkaç şey var: Hayat bu kadar basit değil Jennifer. Zorluklar ve engeller her zaman karşına çıkacak. Hazırlıklı olmalısın. *
Jennifer, son kelimeleri okurken beynindeki hücreler teker teker uyuşuyordu sanki. Titreyen elleriyle mektubunu kapadı. Demek ki büyükbabası da bir büyücüydü. Kendisini nasıl da iyi tanıyordu. Jennifer’ ı o büyütmüştü. Şu anda sahip olduğu bütün meziyetlerini büyükbabasına borçluydu. Annesi ile babası o küçükken öldüğünden büyükbabası ona hem annelik hem babalık yapmıştı. Onu sevdiği kadar kimseyi sevmemişti ki o. Gözleri yaşlarla dolarken omzunda Reese’ in elini hissetti.
" Kötü bir haber mi? " " İyi mi kötü mü ayırt edemiyorum ki... " Karşısında duran sarışın ve anlayışlı kıza gülümsedi. Galiba yalnız kalıp düşünmeye ihtiyacı vardı. Yaşadıkları neydi? Kader mi? Şayet kaderse ne Jennifer’ ın böyle bir kaderi varsa; bu kötü ve acımasız bir kaderdi... İstediğiniz Ders: Karanlık Sanatlara Karşı Savunma ~ |
|  | | |
| 1 sayfadaki 1 sayfası |
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|