Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu
Sanal Hogwarts'a Hoşgeldiniz!
Sitemizden Yararlanmak İçin Kayıt Olmanız Gerekmektedir...

Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu


 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Dakota J. Petrus

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dakota J. Petrus
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 97
Yaş : 21
Nerden : HERYERDEN
Savaşta Hangi Taraftasın ? : ZÜMRÜDÜANKA YOLDAŞLIĞI
Rp Sevgilisi : YOK XD
Asa : Yer Yüzünün Efendisi
Evcil Hayvan : Husky,Daisy
Kan Durumu : SAFKAN
Özel Yetenek : metamorfmagus
Patronus : Kan Kelebeği
Kayıt tarihi : 08/08/09

Büyücü Özellikleri
Galleon Galleon: 1000

MesajKonu: Dakota J. Petrus   C.tesi Ağus. 08, 2009 8:08 pm

Uyanmıştı.
Yatakta hareketsizce durmuş çarşafı sıkıyordu. Doğanın dengesine inat
kımıldamak istemiyordu. Eylemsizlik ilkesine direnebilir miydi daha
fazla? Sanki doğrulduğu anda, hayatın sonunda karşılaşılan kaçınılmaz
gerçeğin tam tersi olacak; bedeni kalkacak ve ruhu yatakta kalacaktı.
Usulca gevşetti yumruklarını. Çarşafa geçmiş tırnaklarından kan
çekilmiş, parmak uçları yatağın örtüsü gibi beyazlaşmıştı. Nefes almayı
unutmuş gibi aceleyle derin bir nefes çekti içine. Tutmaya başlamasının
sebebi neydi bilmiyordu. Kendi kendine söyleyecek söz arıyordu şimdi.
İkna yeteneğinden fersah fersah uzaktaydı. Derin nefesler Hufflepuff’lı
cadıyı neye hazırlıyordu bilmiyordu; ancak tek kanıksadığı gerçek,
dersliğe gitmemek için elinden geleni yapmaya hazır olan bir psikolojik
kalkan oluşturduğuydu. Düşüncelerinin bile içinden geçemeyeceği kadar
sıkı ve güçlü bir kalkan… Biri ona büyü yapmış gibi bedenini kontrol
edemeyerek yataktan doğrulduğunda, tıpkı diğerleri de kendisi gibi
hazırlanıyorlardı. Zavallı bedenlerin hayata ayak uydurmuş hallerine
acımamak elinde değildi. Monotonluk yüzünden sadece uyumak ve ağlamak
isteyen bir bebeğe dönüşmüştü sanki. Aklı söylenenleri algılamakta
gecikiyor, kırık kalbi ise geçmişin etkisiyle daha yavaş çarpıyordu.

Güçlükle
hareket ettirdiği dolabın kapağının savruluşu, aslında sandığı gibi her
şeyin yavaş ilerlemediğini gösteriyordu. Kendine hakim olmak konusunda,
fırtınadaki bir gemi kadar yetenekli olabilen genç cadının yüzünde
geçici kırışıklıklar belirdi. Mimiklere bağlı ve rahatsız edici bu
büzülmelerin sebebinin, güneşin pencereden içeri habersizce giren
ulakları olduğunu anladığında biraz olsun sandığı kadar karanlık bir
dünyaya uyanmamış olduğuna sevindi. Pencereden çektiği bakışlarını
yeniden parfümü üzerine sinmiş kıyafetlerine çevirdiğinde, içlerinden
en ince olan cüppeyi askısından indirmek üzere ellerini uzattı. İnce
tenine değen keten ve kaşmir karışımı el yapımı cüppenin üzerindeki
Hufflepuff armasının ışıldayışına sıkıntıyla baktı. Hızlı bir hareketle
yatağının üzerine attığı cüppeye bakmadan elini ve yüzünü kabuslarından
temizlemek için lavaboya doğru ilerledi. Kımıldanmalar artıyordu
Hufflepuff kızlar yatakhanesinde. Kendisi gibi, Karanlık Sanatlar
profesörünün Edward olduğunu bilenler mutlu oluyorlardı. Çünkü o bir
Hufflepuff mezunuydu. Ancak Paula’nın şimdiye kadar gördüğü
Hufflepufflarla alakası bile yoktu. Kendi kişiliği ile onunkini
kıyasladığında, Seçmen Şapka’yı yanıltacak kadar güçlü bir büyü ile
gönderilmiş bir casus olduğunu düşünmüştü küçüklüğünde. Birinci sınıf
olmanın verdiği acemilikle çoğu insanı yanlış değerlendirip ardından
sağlam dostluklar kuran kumral cadı, aynı zamanda sınıf başkanlığı
yaptığı Edward’la bir türlü aradığı kontağı yakalayamamıştı.

Düşünceleri,
Hogwarts’ın sınırları içerisinde, binlerce değişik yaratığın, görülen
ya da görülemeyen, hissedilen ya da hissetmek için bile yeterli vakit
veremeyecek kadar ölümcül olan diğer varlıkların olduğu Yasak Orman’da;
İhtiyaç odasının şöminesinden gelen sıcaklığın, hararet dolu yüze
yansıyışında gezindi. ‘’ Hatıralar. ‘’ Ağzından
çıkan tek kelimelik cümlenin hırıltısı, yatakhanedeki en sessiz anı
bulmuştu. Yanı başında uyuyan binadaşlarından birinini sorgulayan
sesini tek cümleyle geçiştirdi. ‘’ Yok bir şey. ‘’
Çoktan elini ve yüzünü soğuk su ile ferahlatmış olan Lilith, geç kalmak
için özellikle yapıyormuş gibi yavaş yavaş giyindi. Kollarını içine
soktuğu gömleğin soğuk kumaşı tenine her değişinde tüyleri diken diken
oluyordu. Ancak korkularının etkisi yanında, bir karıncanın aslanla
savaşması kadar komik görünüyordu. Saniyelik titreme nöbetlerinden
birini ustaca geçiştirdi derin bir nefesle yamayarak ve ardından,
asasını cüppesinin bu amaç için dikilmiş cebine yerleştirip, sarı siyah
dekore edilmiş, her zamanki sabah hareketliliğini yaşayan Hufflepuff
Kızlar Yatakhanesi’nden çıktı.

Tahta kapının üzerinde, ardında
bambaşka bir dünya varmış gibi bir izlenim yaratan portrenin gündüz
selamını kibarca yanıtladı. Ne yazık ki portre, Paula’nın çok da kibar
olmadığını düşünüyor olmalıydı. Kızın başını bile kaldırmadan selam
veren halini yadırgamış olacak ki, merdivenlere yönelen Hufflepuff’lı
cadı hakkında söyleniyordu. ‘’ Oh Helga, kemiklerin sızlıyor olmalı. ‘’
Tek kaşını kaldırıp ağız bükerek omuz silkti kumral cadı. Basamaklarda
hızla ilerliyordu. Bir şeyler yemeye niyeti yoktu. Zaten iştahı da
kapalı olduğundan erken yetişeceği dersliğe, Edward’ın da erken
gelmemesini umuyordu. Nihayet merdivenlerden sonuncusunu da, dizinin
üzerindeki kaslardan bir bölümünün ağrıdığını hissederek çıktığında
dersliğe gelmişti. Aşağıya bakan gözlerini kaldırıp açık kapıda
sabitledi. İçeride birkaç kişinin sesi duyuluyordu. Yorgunluğu iki
katın yüksekliğinden değil, içerde onu bekleyen sürprizlerin
tanıdıklığındandı. Dersliğin kapısından içeri girdiğinde Hogwarts’a ait
taş duvarların kokusu da, binadaşlarının tanıdık yüzü de onu
rahatlatmadı. Girişinin ardından anlaşmış gibi rüzgarlarıyla birlikte
içeri doluşan beşinci, altıncı ve yedinci sınıf, her binadan öğrencinin
gürültüsü kesildiğinde, o bilindik sesin tokluğu ve cezp edici tınısı
kulakları doldurmaya başlamıştı.

Havada beliren sapasağlam
ellere, Edward’ın sesini yeniden duyana dek anlam veremedi. Ancak
açıklama yapmada gecikmeyen Karanlık Sanatlar profesörü, ellerin
işkence için kullanılan bir büyü ile, derilerinin parçalanmasını
sağlamalarını istiyordu. Dersin müfredatına mı yoksa büyücünün mizacına
mı bilinmez, Paula’nın gözleri anlayışla devrildi. Önünde havada
sallanıp duran ele bakıp, iğrendiğini hissetti. Deri parçalandığında
içerisinden kan da çıkacak mıydı peki?! Sorgulamadan profesörü aradı
sınıfta gözleri. Herkese kendini kanıtlamak için duruşundaki kibri bile
aynen saklamıştı. Eski binadaşı, taze profesör Ryan…Onunla ilgili
içinden söyledikleri bile garip gelirken, profesör edasıyla duruşuna
nasıl alışabilecekti. Alışmasından ziyade korkuları daha ağır
bastığından, çekinerek nasıl başarılı olabilecekti. Yalnızca önünde
parçalaması gereken, bileğinden kesik gibi duran garip organa dikti
gözlerini. Asasını ince parmakları arasına aldı. Ve kelimelerin
işkenceye dönüştüğü kırmızı ışığı takip etti gözleri. ‘’ Sectumsempra! ‘’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Dakota J. Petrus
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Rpg Dersliği-
Buraya geçin: